leslieseuffert
Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı? Yaşayışımıza ve etrafımıza şekil vermek arzusuyla dünyaya gelmekten ise hayatın ve muhitin verdiği şekli kolayca alacak kadar boş ve yumuşak olmak daha rahat daha makul değil miydi?

 

Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı? Yaşayışımıza ve etrafımıza şekil vermek arzusuyla dünyaya gelmekten ise hayatın ve muhitin verdiği şekli kolayca alacak kadar boş ve yumuşak olmak daha rahat daha makul değil miydi?

 

S.

İnsanlar da bu taşlar gibiler..Renkliyken kararabiliyor,renksizken renk değiştirebiliyorlar..Neden mi? Çünkü kimse bu zamanda saflığın,iyi niyetin değerini bilmiyor..Elimize aldığımız çok güzel bir taşa baktıktan birkaç saniye sonra denize fırlatıp atabiliyoruz.Bu kadar güzel bir şey derken fırlatıp attığımız zaman, onun güzelliğini bilmiyoruz ki..Saflığı seviyoruz fakat zaman geldiğinde onu da bir taş gibi fırlatıp atabiliyoruz.Tıpkı bir taş gibi canımız sıkıldığında, ona vurabiliyoruz saçma sebeplerden..Taşa vururken, canımız acıdığı kadar, duygusal anlamda hissettiklerimiz bizi taş gibi katılaştırırken, tek damla göz yaşıyla dışarı vurduğumuz zaman anlıyoruz..Her şeyin anlamını..Canımızın acısı geçiyor ama hissettiklerimiz asla geçmiyor..Taşlar uzağa fırlatıp atılıyor..Kaybolup,yitirilirken uzaklarda olan bir taş..uzaklarda olan saf bir kalp..

image